Efe Bey'le Beşinci Yılım

Efe Bey'le Beşinci Yılım

By:  İnci TanUpdated just now
Language: Turkish
goodnovel4goodnovel
Not enough ratings
30Chapters
7views
Read
Add to library

Share:  

Report
Overview
Catalog
SCAN CODE TO READ ON APP

Defne Öztürk ve Efe Kılıç'ın evlilik yıldönümlerinin beşinci yılında, Efe'nin unutamadığı ilk aşkı geri döndü. O gece Defne, Efe'yi banyoda onun adını sayıklayarak kendini tatmin ederken buldu. Demek evlendikleri beş yıl boyunca ona hiç dokunmamasının sebebi buydu. Efe: Defne, Çisem tek başına döndü, çok perişan. Sadece arkadaş olarak yardım ediyorum. O: Anladım. Efe: Defne, Çisem'e adadaki doğum gününde yanında olacağıma söz vermiştim. Sadece verdiğim sözü tutuyorum. O: Tamam. Efe: Defne, bu davet için göz önüne çıkabilecek bir asistan lazım. Çisem senden daha uygun. O: Hı, git. Artık sinirlenmediğinde, ağlamadığında, kavga da çıkarmadığında, Efe şaşırdı ve sordu: Defne, neden sinirlenmiyorsun? Elbette sinirlenmiyordu. Çünkü o da gidiyordu. Durgun su gibi bayatlamış evliliğinden çoktan bıkmıştı. Gizlice İngilizce çalışmış, gizlice sınava girmiş, gizlice yurt dışı başvurusu yapmıştı. Vizesi çıktığı gün, boşanma protokolünü önüne attı. Efe: Şaka yapıyorsun. Bensiz nasıl hayatta kalacaksın? Arkasını dönüp uçak biletini aldı, Batı Kıtası'na uçtu. O günden sonra ondan bir daha haber alınamadı. Onu son görüşü, yabancı bir ülkenin göğünde geleneksel kırmızı kıyafetiyle dans ettiği, internette viral olan videosuydu... Efe dişlerini sıktı: Defne, dünyanın öbür ucuna da gitsen, seni bulup geri getireceğim!

View More

Chapter 1

Bölüm 1

Banyodan hafif bir su sesi geliyordu.

Efe Kılıç duş alıyordu.

Gece üçtü.

Daha yeni dönmüştü.

Defne banyonun kapısında duruyor, onunla konuşmak istediği bir mesele vardı.

Biraz gergindi. Birazdan söyleyeceği şeyi duyunca kabul eder mi etmez mi, bilmiyordu.

Tam nasıl söyleyeceğini düşünürken, içeriden tuhaf bir ses geldi.

Dikkatlice dinleyince anladı. Kendi kendini tatmin ediyordu...

Soluk soluğa nefesleri ve boğuk inlemeleri, birbiri ardına inen ağır balyoz darbeleri gibi göğsüne vuruyordu. Acı, bir gelgit dalgası gibi yayılıyor, o bu acının içinde boğulup çıkıyor, nefes alamıyordu.

Oysa bugün onların evlilik yıldönümüydü. Onunla beşinci yılıydı. Ve aralarında hiçbir zaman karı koca yakınlığı olmamıştı.

Demek, kendi kendine halletmeyi ona dokunmaya tercih ediyordu?

Nefesi giderek sıklaşırken, birden kendini tutamayıp boğuk bir iniltiyle patladı: "Çisem..."

Bu, ona inen son ölümcül darbe oldu.

Kalbinde bir şey gümbürtüyle yıkıldı, toza dönüştü.

Ağzını sımsıkı kapatıp ses çıkarmamaya çalıştı. Arkasını dönüp kaçmak isterken daha ilk adımda sendeledi, lavaboya çarpıp doğrudan yere düştü.

"Defne?" İçeriden Efe'nin sesi henüz yatışmamıştı. Kendini toparlamaya çalıştığı belli oluyordu, ama nefesi hâlâ ağırdı.

"Be... ben tuvalete gelmiştim, duşta olduğunu bilmiyordum..." Beceriksiz bir yalan söyledi, telaşla lavaboya tutunup kalkmaya çalıştı.

Ama ne kadar acele ederse o kadar kötü oluyordu. Yerler ve lavabo su içindeydi. Zar zor doğrulmuştu ki Efe dışarı çıktı. Beyaz bornozu aceleyle giydiğinden düzgün değildi, ama kemeri sımsıkı bağlanmıştı.

"Düştün mü? Ben alayım." Onu kucağına alacakmış gibi davrandı.

Acıdan gözleri dolmuştu, ama yine de elini itti. Perişan ama kararlıydı. "Gerek yok, kendim hallederim."

Sonra, bir kez daha neredeyse kayıp düşecekken, topallaya topallaya sendeleyerek yatak odasına kaçtı.

"Kaçtı" kelimesi tam da doğruydu.

Efe'yle evli geçirdiği bu beş yıl boyunca hep kaçıyordu.

Dış dünyadan kaçıyor, herkesin acıyan bakışlarından kaçıyor, Efe'nin merhametinden ve acımasından kaçıyordu. Efe Kılıç'ın karısı topaldı.

Bir topal, yakışıklı ve başarılı Efe Kılıç'a nasıl layık olabilirdi?

Oysa bir zamanlar onun da güçlü, güzel bacakları vardı...

Efe hemen arkasından çıktı. Yumuşak bir sesle, gerçekten ilgiliydi. "Canın yandı mı? Bir bakayım."

"Hayır, bir şey yok." Yorgana sımsıkı sarıldı, perişanlığını da yorganın altına sakladı.

"Gerçekten iyi misin?" Sahiden endişeliydi.

"Hı." Ona sırtı dönüktü, var gücüyle başını salladı.

"O zaman uyuyalım mı? Tuvalete gitmeyecek miydin?"

"Şimdi gitmek istemiyorum. Uyusak?" diye fısıldadı.

"Peki. Ha, bu arada bugün yıldönümümüz. Sana bir hediye aldım, yarın açıp bak, beğenip beğenmediğini gör."

"Olur." Hediye başucundaydı, çoktan görmüştü. Ama açmasına bile gerek yoktu, içinde ne olduğunu biliyordu.

Her yıl aynı boyuttaki kutuda, birebir aynı saatten geliyordu.

Çekmecesinde, doğum günü hediyeleriyle birlikte tam dokuz tane aynı saat duruyordu. Bu onuncusuydu.

Konuşma burada bitti. Işığı kapattı, yattı. Havada duş jelinin nemli kokusu dalgalanıyordu, ama yatağın çöküşünü neredeyse hiç hissetmiyordu. Çünkü iki metrelik yatakta, o bu tarafta yatıyor, Efe ise öbür tarafın en ucunda. Aralarındaki mesafeye üç kişi daha sığardı.

İkisi de ne Çisem adını andı, ne de biraz önce banyoda yaptığı şeyi. Sanki hiçbir şey olmamış gibiydi.

Kaskatı sırtüstü yatıyor, sadece gözlerinin cayır cayır yandığını hissediyordu.

Çisem. Çisem Aydın. Efe'nin üniversiteden sınıf arkadaşı, ilk aşkı, tanrıçası.

Üniversite bitince Çisem yurt dışına gitmiş, ayrılmışlardı. Efe bir süre çökmüş, her gün içki içmişti.

Defne ise onun lise arkadaşıydı.

İtiraf ediyordu, lisedeyken gizlice ondan hoşlanmıştı.

O zamanlar Efe okulun en yakışıklısı, soğuk ve dahi ruhlu. Defne ise sanat öğrencisiydi. Güzeldi de, ama güzel kız çoktu. Notların her şey olduğu lise yıllarında, sanat öğrencileri o kadar da göz önünde olmaz, hatta ön yargıyla bakılırdı.

Bu yüzden, o sadece kendine ait bir platonik aşktı. Bir gün onun karşısına çıkabileceğini hiç düşünmemişti.

Ta ki, dans akademisinden mezun olup memlekete yaz tatiline döndüğünde, çökmüş haldeki Efe'yle karşılaşana dek.

O gece Efe yine sarhoştu. Yolda zikzak çizerek yürüyor, karşıdan karşıya geçerken ışığa bakmıyordu. Bir araba son sürat geliyordu, yavaşlayacak zamanı yoktu. Arkasından endişeyle onu takip eden Defne, onu itti, ama kendisi arabanın altında kaldı.

O bir dans öğrencisiydi, yüksek lisansa çoktan kabul almıştı.

Ama bu kaza yüzünden, bacağı sakat kaldı.

Bir daha asla dans edemezdi.

Sonra, Efe içkiyi bıraktı ve onunla evlendi.

Ona karşı sonsuza dek suçluluk, sonsuza dek minnet, sonsuza dek yumuşak ses tonu, sonsuza dek su gibi soğukluk. Sonsuza dek hediyeler, sonsuza dek para.

Ama tek bir şey eksikti: aşk.

O, zamanın her şeyi ısıtacağını sanmıştı. Zamanın her şeyi silip götüreceğini de.

Ama beş yıl geçmesine rağmen, Efe'nin "Çisem" adını bu kadar derine kazımış olduğunu, üstelik kendi kendini tatmin ederken bile hâlâ bu adı sayıkladığını hiç hesaba katmamıştı.

En sonunda, fazla aptal ve fazla saftı...

Bütün gece uyumadı. Telefonundaki o e-postayı, bu gece yüz kereden fazla açıp baktı.

Yurt dışındaki bir üniversiteden gelen yüksek lisans kabulüydü. Aslında bu gece onunla tam da bunu konuşacaktı. Yurt dışında yüksek lisans yapmaya gidecekti, kabul eder miydi?

Ama şimdi düşününce, konuşmasına gerek kalmamıştı.

Beş yıllık evlilik, sayısız dönüp durduğu gece. Nihayet bu andan itibaren, geri sayım başlayabilirdi.

Efe kalktığında, o hâlâ uyuyor numarası yapıyordu. Dışarıda hizmetçi Emine'ye söylendiğini duydu: "Bu akşam iş yemeğim var. Defne Hanım'a söyle, beni beklemesin, erken yatsın."

Tembihten sonra odaya geri dönüp bir kez daha baktı. Defne yorganı başına çekmişti, gözyaşları yastığı sırılsıklam etmişti.

Normalde Efe işe giderken, giyeceği kıyafetleri önceden kombini yapıp kenara koyardı, o sadece giyerdi.

Ama bugün yapmamıştı.

Efe kendi başına giyinme odasına gidip üstünü değiştirdi, şirkete gitti.

Defne ancak o zaman gözlerini açtı, gözleri korkunç derecede şişmişti.

Telefonun alarmı çaldı.

Kendi belirlediği vakitti, İngilizce çalışma saatiydi.

Evlendikten sonra, bacağı yüzünden zamanının yüzde doksanını eve kapanarak geçiriyor, dışarı çıkmıyordu. Günü dilimlere bölmüş, her dilimde kendine oyalanacak bir şey buluyordu.

Telefonu alıp alarmı kapattı, sonra amaçsızca uygulamalar arasında gezindi.

Zihni karmakarışıktı, hiçbir şeye odaklanamıyordu.

Ta ki, bir uygulamada aniden bir video çıkana dek.

Görüntüdeki kişi fazlasıyla tanıdıktı...

Hesap ismine baktı: Çisem CC.

Şu algoritma yok mu...

Paylaşım zamanı, dün geceydi.

Defne videoyu açtı, hemen hareketli bir müzik doldu ortama. Sonra birisi bağırdı: Bir, iki, üç, Çisem'in dönüşüne hoş geldin! Şerefe!

Bu ses, Efe'ydi.

Expand
Next Chapter
Download

Latest chapter

More Chapters
No Comments
30 Chapters
Explore and read good novels for free
Free access to a vast number of good novels on GoodNovel app. Download the books you like and read anywhere & anytime.
Read books for free on the app
SCAN CODE TO READ ON APP
DMCA.com Protection Status