Eski Ruh Eşimin Kayınpederini Baştan Çıkarmak

Eski Ruh Eşimin Kayınpederini Baştan Çıkarmak

Oleh:  Caroline Above StoryBaru saja diperbarui
Bahasa: Turkish
goodnovel18goodnovel
Belum ada penilaian
30Bab
15Dibaca
Baca
Tambahkan

Share:  

Lapor
Ringkasan
Katalog
Pindai kode untuk membaca di Aplikasi

Judy’in ruh eşi, Likan Başkanı Gavin’in kızıyla evlenmek için onu reddetti. Bu da yetmezmiş gibi ailesini yerle bir etti ve onu gizli metresi yapmaya çalıştı! Judy’in cevabı mı? “Seninle olmaktansa kayınpederinle yatmayı tercih ederim!” Gavin; gücü, serveti ve hiçbir kadınla asla iki kere birlikte olmamasıyla tanınır. Ancak Judy, onun tüm kurallarını altüst etmek üzere… Hem de tekrar ve tekrar.

Lihat lebih banyak

Bab 1

Bölüm 0001

Judy’nin Bakış Açısı

Bugün, ruh eşimle nişanlanacağımız gün olmalıydı. Ama şimdi onu başka bir kadını öperken izliyorum. Onunla evlenmesi, onu geleceğin Alfa’sı yapabilir. Çünkü o kadın, dünyanın en güçlü Likan Başkanı Gavin Landry’in kızı.

Birkaç ay önce Alfa’mız bir savaşta öldü ve şimdi tüm adaylar o pozisyon için yarışıyorlar. Buna eşim Ethan da dahil.

Herkes Likan’ların kurt adam nüfusunu kontrol ettiğini bilir. Peki ya Gavin? Tek başına kimi istiyorsa yeni Alfa olarak atayabilecek güce sahip.

Bu yüzden Ethan seçimini yaptı.

Onu seçti. Beni değil.

“Bana bir viski, hanımefendiye de bir martini.” Yakınımdan derin bir ses yükseldi. “Moralinizi bozan ne? Müstakbel gelin mi yoksa damat mı?”

“Partilerden pek hoşlanmam.” demeye karar verdim.

“Ben de,” diye mırıldandı. “Zorunda olduğum için buradayım.”

Barmen içkimi önüme koydu ve hemen bir yudum alıp keyifle nefesimi verdim. Alkolün işini yapmasını, acımı uyuşturmasını bekledim.

Ethan onu her öptüğünde içimden bir parça ölüyordu.

Hayatım nasıl bu kadar berbat bir hale gelmişti? Ruh eşim bana bunu nasıl yapmıştı? Birlikte geçirdiğimiz iki yıl gerçekten de hiçbir şey ifade etmiyor muydu? Boynumdaki mühür onun için tamamen anlamsız mıydı?

“İçki için teşekkür ederim.” dedim adama.

Martini’den son bir yudum aldım ve tabureden inmeye çalıştım ancak bluzum tezgâhın köşesine takılmıştı. Bir yırtılma sesi duydum. Dengemi kaybedip düşmeye başladım. Yere çarpmaya hazırlanırken gözlerimi sımsıkı kapattım ancak o darbe hiç gelmedi.

Yerine, sarsılmaz bir kudretin bedenimi sarmaladığını ve beni zahmetsizce yerden kestiğini hissettim. Gözlerimi açıp beni yakalayan adama baktım. Nefesim kesildi.

Ne yakışıklıydı ya.

Beni sanki tüy kadar hafifmişim gibi zahmetsizce tutuyordu. Etrafına sardığı kollarının kaslı olduğunu hissedebiliyordum. Bana doğru gülümsediğinde sağ yanağında bir gamze belirdi.

“O gamzeyi tatmak istiyorum.” diye düşündüm.

“Hanımefendi, yoksa bana mı düşüyorsunuz?” Takılırcasına sordu.

Bir an daha ona baktıktan sonra ne demeye çalıştığını anlayarak gözlerimi kıstım.

“Oldukça esprili birisiniz sanırım?”

Sırıttı. Ardından gözleri gömleğime gitti ve hemen kaşları çatıldı.

“Sizi yukarıdaki süitime götüreyim.” dedi. Kalbim bir an duracak gibi çarptı.

“Ne?” Sesim neredeyse bir fısıltı şeklinde çıkmıştı.

Gözleri gözlerimle buluştu ve bir anlığına o bakışlarda kayboldum.

Ah Tanrım, bu kadar yakışıklı olmak günah olmalıydı.

“Bluzunuz yırtılmış. Yukarıdaki VIP süitimde üzerine uyacak bir kıyafetim var.” diye açıkladı.

Birkaç kez gözlerimi kırpıştırdım ve gergin bir şekilde gülümsedim.

“Ah, tamam. Teşekkür ederim.” demeyi becerebildim.

Barmene döndü.

“İçkileri odama yaz.” diye emretti.

“Tabii efendim.”

Adamın beni kucağında taşıyarak odadan çıkarmasına izin verdim.

Kolları o kadar sıcaktı ki kendimi başımı geniş göğsüne yaslayıp naneli kokusunu içine çekerken bulmuştum. İçimdeki kurt halinden o kadar memnundu ki uysalca sesler çıkarıyordu. Neredeyse tüm akşam boyunca eş bağımızın kopmasıyla açılan o kanayan yaraları sarmaya çalışırken sessizliğe gömülmüştü.. Ancak şimdi kalbinin kırık olduğunu unutmuş gibiydi.

“Üstünü çıkar.” diye emretti süite varır varmaz. Beni bırakıp dolaba yöneldi

“Efendim?” diye bağırdım.

“Yeni bir üst giyebilmen için.” diye açıkladı.

“Doğru.” Nefes aldım.

Yırtık bluzumu başımdan çıkarıp yatağın üzerine attım. Üstümde sadece sütyenim vardı. Bir gömlek bulup bana döndüğünde tüm vücudu donakalmıştı. Bakışları bedenimde dolaştı. Onu süzmekle meşgul olduğum için beni incelediğini fark etmemiştim. Dikkatli baktıkça kim olduğunu tanımaya başladım.

Ani bir farkındalıkla nefesim kesildi.

“Sensin…” Bir adım geri çekilerek fısıldadım.

Gözleri yukarı kayarak benimkilerle buluştu. Kaşları yukarı kalktı.

“Beni tanıyor musun?” diye sordu.

“Seni biliyorum.” diye düzelttim.

Dudaklarının köşesi yukarı kıvrıldı ve sanki avına yaklaşan bir avcı gibi, yavaş adımlarla, bana doğru yürüdü. Neredeyse kalp atışlarımın sesi kulağımda yankılanıyordu.

“Peki benim hakkımda ne biliyorsun?”

“Sadece oradan buradan duyduklarımı…” diye itiraf ettim.

“Ve duydukların neler?”

“Sen Likan Başkanı Gavin Landry’sin. Çapkınsın. Her hafta farklı bir kadınla birlikte olur, asla aynı kadınla iki kez yatmazsın.”

Kaşlarını kaldırdı.

“Öyle mi?” diye sordu. “Benim hakkımda konuşmaya devam et.”

Lanet olsun. O, gelinin babası ve Ethan’ın gelecekte kayınpederi olacak kişi miydi? Kafam karıştı ve ne yapmam gerektiğini bilemedim. Ancak onu ilk başta tanıyamamış olmama şaşırmamıştım. Likan ailesi göz önünde yaşayan bir aile değildi; kurt adam Alfaları gibi politikacı ya da ünlü olmayı değil, gölgede kalmayı tercih ederlerdi.

Ona kim olduğumu söylemeli miydim? Ama şimdi söylemek aptalca olurdu.

Bana doğru gelmeye devam etti. Sırtım duvara çarpana kadar geri geri gittim.

“Başka ne bilmek istiyorsun?” diye sordum, sesim nefes nefese çıkmıştı.

“Her şeyi.”

Martininin etkisi miydi yoksa ben miydim bilmiyordum ancak cesur olmaya karar verdim. Eğer Ethan kendine yeni birini bulup keyfine bakabiliyorsa o zaman ben de bakabilirdim.

Bana yaklaşırken bakışlarımı onun gözleriyle buluşturmak için kaldırdım.

“Gözlerin…” diye söze girdim. “Büyüleyici olduklarını duymuştum ve buna katılıyorum.”

“Başka?”

Boğazımdaki düğümü geçirmek için yutkundum.

“Gülümsediğinde yanağında tatlı bir gamze oluşuyor…” Fısıldadım.

Aramızda sadece birkaç santim kalmıştı. Bana öyle yoğun bakıyordu ki bakışları altında yanıp kül olacağımı sandım.

Dudaklarını yalayarak dikkatimi ağzına çekti.

“Ve dudakların…”

Cümlemi bitiremeden dudakları bir anda benimkilerin üzerine kapandı. Öpücüğü ne yumuşaktı ne de nazik, aksine açlık ve sahiplenmeyle doluydu. Ben de aynı istekle karşılık verdim. Dili dudaklarımın arasından içeri süzüldü, beni baştan aşağı kadar tadıyordu. Tutarak havaya kaldırdı ve bedenimi duvarla kendisi arasına sıkıştırdı. İçgüdüsel bir şekilde bacaklarımı beline doladım ve öpücüğü derinleştirmesine izin verdim.

Dudakları boynumun kıvrımına indi. Yumuşak tenimi emerken vücuduma sıcak bir dalga yayıldı.

Dudakları benimkine değdiği anda tüm öz kontrolüm ve sağduyum yok olmuştu. Tek düşünebildiğim şey Gavin’di. Zihnimi, bedenimi ve ruhumu tamamen ele geçirmişti. Kravatını çekiştirdim. Gömleğiyle birlikte çıkarmak istiyordum. Kravatını çözmeme yardım etti, ardından üstünü çıkarıp yere fırlattı.

Parmaklarımı bedeninde gezdirdim, karın kaslarından geniş omuzlarına doğru kaydırdım.

Dudakları yeniden benimkileri bulduğunda iniltim dudaklarının arasında kayboldu.

“Bunu gerçekten istediğine emin misin?” diye sordu öpücüklerin arasından.

“Evet,” hırıltılı bir sesle karşılık verdim. “İkimiz de yetişkiniz, neden olmasın?”

Dudakları yeniden benimkilerin üzerine indi. Tam sütyenimi çıkarmak üzereyken üvey annemin ağlamaklı sesi zihinsel bağ aracılığıyla bana ulaştı.

‘Judy! Lütfen, hemen eve gel!’

Sesi panik doluydu. Annem asla panik yapmazdı.

Başımdan aşağıya kaynar sular döküldü. Nefesim kesildi. Bacaklarımı belinden indirdim ve kendimi göğsüne bastırdım.

“Dur,” dedim nefes nefese. “Gitmem gerekiyor.”

Kaşları çatıldı.

“Pek sabırlı biri değilimdir. Oyunun sırası değil.” Sesinde öfke kırıntıları vardı.

“Çok üzgünüm. Ama eminim ki başka bolca seçeneğin vardır.” dedim ve kapıya doğru koşmaya yöneldim ancak kolumdan tutup beni durdurmuştu.

Hızla arkamı döndüm. Sinirim kendini göstermeye başlamıştı ancak bir şey dememe kalmadan yatağı işaret etti.

“Bluzun yırtık, unuttun mu?”

Kaşlarımı çatarak sütyenime baktım.

“Ah…”

İç çekti ve kendi gömleğini alarak başımdan geçirdi.

Derin bir nefes aldım ve içimi bir sıcaklık kapladı. Onun gibi kokuyordu.

***

Eve adımımı attığım anda kulaklarıma annemin hıçkırıkları ulaşmıştı.

“Judy?” Ağladığı belliydi, mutfakta olduğunu duyabiliyordum. Sesindeki titreme kulağıma ulaştığında kalbim bin bir parçaya bölündü. “Babanı... Gamma’lar bu gece sürükleyerek götürdüler...”
Tampilkan Lebih Banyak
Bab Selanjutnya
Unduh

Bab terbaru

Bab Lainnya
Tidak ada komentar
30 Bab
Jelajahi dan baca novel bagus secara gratis
Akses gratis ke berbagai novel bagus di aplikasi GoodNovel. Unduh buku yang kamu suka dan baca di mana saja & kapan saja.
Baca buku gratis di Aplikasi
Pindai kode untuk membaca di Aplikasi
DMCA.com Protection Status