Tam kutuyu açacaktı ki Kerem'in telefonu çaldı."Bırakın beni!"Lale'nin çırpınan sesi duyuldu, çaresizlikle haykırarak ağlıyordu: "Kerem! Beni kurtar!"Kerem'in yüzü karardı; tek kelime etmeden koşmaya başladı. Gülten Hanım afalladı: "Beyefendi, şimdi bakmazsanız hemen kargoya verilecek...""O zaman verin gitsin!"Kerem'in aklı Lale'deydi, başka hiçbir şeyi düşünecek hali yoktu.Hızla otele gitti, resepsiyondaki engellemelere aldırış etmeden odanın kapısına koştu, Kapıyı şiddetle tekmeleyerek açtı. Odanın içinde bir değil, birden fazla adam vardı.Neyse ki Lale'nin kıyafetleri henüz sağlamdı. Kerem'i görünce olduğu yere yığıldı, yüzü gözyaşı içindeydi.Kerem'in yüzü feciydi, gözleri kan çanağına dönmüştü, içindeki öfke her halinden belli oluyordu.Ne bulduysa kaptı, bir sandalyeyi kaldırıp üç adama fırlattı!Sandalyeyi paramparça etti, yetmedi yumruklarını konuşturdu.Yumrukların her biri tam isabetti.***Asu polisten telefon aldığında, tarifsiz bir saçmalık hissiyle doldu.Kerem g
Read more