Fikriye öfkeyle titriyordu, yumruklarını sıkarak Alp'e döndü. "Alpçim, yalan söylüyor, değil mi?"Alp'in yüzü karardı, durgun bir sesle cevap verdi, "Babaanne, o İlay."Fikriye büyük bir darbe almıştı, gözleri doldu. Titreyen eliyle yanındaki Damla'nın elini tuttu, sesi düğümlendi, "Minik, sen söyle babaannene. Hepsi yalan söylüyor, değil mi? Benim torunumun karısı sensin."Damla, babaannesinin duygularının altüst olduğunu hissediyordu, ama bu gün er ya da geç gelecekti.Eskiden babaannesinin onu başkasıyla karıştırdığını bilmediği için, ondan gördüğü bütün o sevgiyi gönül rahatlığıyla kabul etmişti.Şimdiyse her şeyin bir yanlış anlaşılmadan ibaret olduğunu biliyordu. Artık Alp'in karısı olarak kalmaya, üstüne üstlük babaannesinin boşuna sevgisini almaya ne hakkı vardı?Damla elindeki son sevgiyi de kaybedeceğini hissediyor, yüreği sızlıyordu. Yine de metin olmaya çalışarak konuştu: "Babaanne, bana hep Minik derdin. Ben de küçük yapılı ve narin olduğum için böyle sevgi dolu bir isim t
Read more